Bir Ayet

Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkâr edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.


Bakara-121

Site Istatistigi
Online : 5
Bugün : 35
Dün : 61
Toplam : 24,204

  Hizmet Standart Tablosu

 Kamu Görevlileri Etik Rehberi

  Personel Bilgileri

  Mevzuat

  E-Devlet Rehberi

  Emeklilik İşlemleri

 

  Müstehaklık Sorgusu

  Mudanya Kaymakamlığı

  Mudanya'nın Haritası

  Resmi Gazete

 

 

 

Bir Ayet ve Yorumu

Kur’an insanlık için

şifa kaynağıdır

 

“Ey insanlar! İşte Rabbinizden size bir öğüt, kalplerde olabilecek

her türlü (darlık ve hastalık) için bir şifa, inananlar için bir rehber

ve rahmet (olan Kur’an) geldi."

(Yunus, 57)

 

 

Kur’an’ın Furkan, Zikir, Beşir vb. birçok ismi vardır. Fakat yukarıdaki ayet mealinde

de geçtiği gibi, bunların içerisinde belki de en etkileyici ve anlam zenginliğine sahip

olanlardan biri “şifa"dır. Bunun en önemli sebebi, muhtemelen kelimenin Türkçemi-

ze geçmiş olması ve yediden yetmişe herkes tarafından anlaşılan bu mana içeriği

ile kullanılıyor olmasıdır. Kelime, dilimizde bedenî ve psikolojik bütün hastalık ve ra-

hatsızlıklardan kurtuluşu ve iyileşmeyi ifade etmektedir. Kur’an’da bu anlamda kul-

lanıldığını da tespit ediyoruz. (Şuara, 80) Ancak burada görüldüğü gibi, “şifa" kelimesi

 Kur’an’ın bir sıfatı olarak geçmekte ve kalple ilgili olarak kullanılmaktadır.

 

Kalpler için şifa olan, aslında bedenler için de şifadır. Ancak Kur’an kalpleri muha-

tap alır ve bütün vurguları ona yapar. Çünkü insanın dünyadaki ve ahiretteki saade-

ti kalbe bağlıdır. Kalp sağlam olursa gidişat sağlam olur, ama kalp hastalanırsa dü-

şünce ve fiiller de hasta olur. Zira insan kalbiyle idrak eder, onunla sever, onunla kin

tutar. Onunla ister, onunla reddeder. Orası âdeta ruhsal sırların ve manevi sıfatların

yatağıdır. Bu bakımdan kalbe hâkim olan insana hâkim olur. İşte Kur’an’ın hedefi

insan, insanın manevî hayatının merkezi de kalp olduğu için, Kur’an’ın şifa özelliği

burada tecelli etmektedir.

 

Kur’an insanlığa şifadır, çünkü çıkmış olduğu bu hayat yolculuğunda insana rehber-

lik eder, böylece onu başıboşluk, kararsızlık ve şüpheler girdabına kapılmaktan kur-

tarır. Binbir çeşit ideoloji, inanç, dünya görüşü, hayat tarzı arasında kılavuzsuz bir

şekilde bocalamasına fırsat vermez. Gerek iç gerek dış dünyasından gelen ayartma

ve saptırmalar karşısında şaşkına dönmesine müsaade etmez. Hayatın gelgitleri ve

kasırgaları karşısında onu yapayalnız bırakmaz. Hayatının her alanında tutunacağı

ilahî buyrukları önüne koyar. Kime kulluk edecek, nasıl kulluk edecek, ahlakını ne-

ye göre belirleyecek, hangi prensiplere göre yaşayacak, neyi hak neyi batıl görecek,

neyi sevecek neden nefret edecek? İşte Kur’an bütün bu konularda insanı rehber-

siz bırakmamıştır. Aksi halde insanın hali nice olurdu acaba?

 

Kur’an insanlığa şifadır, çünkü onu yalnız bırakmaz, bütün varlığın sahibinin ona

“veli/dost" olduğunu ilan eder. Öyle dost ki, bütün mülkün sahibi, dilediğini aziz, di-

lediğini de zelil kılan, şefkat talep edenlere şefkat eden, imdat isteyenlerin imdadı-

na yetişen, ahiret ve dünyanın maliki, en yüce ve en güzel sıfatların sahibi. Böylece

insana en büyük müjdelerden biri olan “Allah’ın dostluğu" müjdesi verilmiş olur.

Çünkü o, daima bir yerlere sığınmak, birilerine bağlanmak ister. Ancak bu şekilde

iç dünyasındaki huzursuzluğu giderir. İşte Kur’an, sığınılacak ve bağlanılacak yerin

yaratılmış ve aciz varlıklar değil, ezelî ve ebedî Allah olduğunu insana bildirir. Mümin

insan da, hayatı boyunca O’nun dostluğuna erebilmeyi amaç edinir. Bunun için dur du-

rak bilmeden çalışır ve çabalar.

 

Kur’an insanlığa şifadır, çünkü hayatın dünyadan ibaret olmadığı ve asıl hayatın ölüm-

den sonra başladığı ve ebedi olduğunu ilan eder. Onu faniliğe mahkûm, çürüyüp gide-

cek bir varlık olmaktan kurtarır. Böylece ölümün insanda ve özellikle ileriki yaşlarda oluş-

turduğu kaygı ve korkuları ortadan kaldırır. Hatta bazı kimselerde meydana gelmesi

muhtemel olağandışı korku ve fobileri hafi eterek insanların normal bir psikolojiye sahip

olmalarını sağlar. Hatta ilahî aşka mazhar olmuş bazı kimselerde bir sevinç kaynağı ha-

line bile gelebilir. İleriki yaşlarda insanların kendilerini ibadete vermeleri, bir nevi ölüm

korkusunun ruh dünyalarında meydana getirdiği tedirginlik ve karamsarlık dalgalarını,

umut ve sevinç atmosferine dönüştürebilme çabalarıdır.

 

Kur’an insanlığa şifadır, çünkü insanın önüne hayatı çok önemli bir fırsat olarak koyar.

Ona sonsuz değerde böyle bir şansı tanır. Çünkü bu hayat, hiçbir gözün görmediği,

hiçbir kulağın duymadığı, hiçbir beşerin hayal edemeyeceği nimet ve güzelliklere

(Buhâ-rî, Tefsir, 32/1) nail olma zeminini oluşturur. Öyle nimetler ki, insanın bu dünyada peşine

düşüp amaç edindikleri onların yanında pek değersiz ve sönük kalır. Amaç edinilecek,

nefes tüketilecek şeyler olmadığı anlaşılır. Bu şüphesiz ki, insana verilebilecek en büyük

müjdelerdendir. Kur’an bu şansı varlıklar arasında da sadece insana tanır.

 

Kur’an insanlığa şifadır. Çünkü insan, kaygıları, sıkıntıları, şüpheleri, gelecek endişeleri

ve duygusal çatışmaları olan bir varlıktır. İşte bütün bunların tedavi ve şifası Kur’an’ın

emir ve tavsiyelerine bağlanmakla mümkün olmaktadır. Böylece insan içindeki kin ve

husumetin ağırlığını atmakta, mutsuzluğuna sebep olan haset hastalığından kurtulmak-

ta, ikiyüzlülük ve kibir gibi manevi ve psikolojik rahatsızlıklardan özgürlüğe kavuşmakta-

dır. Taklit, taassup ve kötü niyetin pençesinden kurtulmaktadır. İç dünyasında yaşadığı

dalgalar sakinleşmekte, gönül huzuruna erişmektedir. Kalbindeki kasvet dağılmakta ve

geleceğe ümit ve arzuyla bakmaktadır. Böylece hayat, insanı bitkin hale getiren anlam-

sız bir koşuşturmaca olmaktan kurtulmaktadır. Allah’a mülaki olma ve sonsuz güzellik-

lere kavuşma arzusuyla yaşanan bir hayır yarışına dönüşmektedir.

 

Kur’an insanlığa şifadır. Çünkü çağımızın yaygın hastalığı olan “yabancılaşma"nın da bir

çaresidir. İnsanın kendi kendisine yabancılaşması ve diğerleri ile sıcak ilişkiler kurama-

masının ilacıdır. Zira Hz. Peygamber, “Sevmeyen ve sevilmeyen insanda hayır yoktur."

(Ahmed b. Hanbel, II, 400, 5) der. Yine yabancılaşma, insanın gerçeklerden kopması, yalnız-

lık duygusu, güçsüzlük ve umutsuzluk duygularını da beraberinde getirmektedir. Ancak

Kur’an, bütün imkânsızlıkların kuşattığı, ümit ışıklarının söndüğü şartlarda dahi insana

yeni kapılar aralamakta ve ayağa kalkıp yürümenin yollarını göstermektedir.

 

Kur’an insanlığa şifadır. Çünkü insanı kendisiyle barışık hale getirir. Mümin Allah’ın ken-

disine olan ihsanına karşı derin bir şükran duygusuna sahiptir. Manevi boşluğa düşmek

diye bir şey onun için söz konusu değildir. Çünkü bütün hayatı bir anlam arayış ı içeri-

sinde geçmektedir. Ölüm sonrası hayatı garanti edebilmek için büyük bir kararlılık içe-

risinde çalışıp çabalar. İstikamet ve geleceğe ümitle bakmak onun şiarıdır. Önüne çıkan

her türlü zorluk ve sıkıntıya karşı metanet sahibidir. Çünkü her zorlukla beraber bir ko-

laylık bulunduğuna, (İnşirâh, 5-6)musibetlerin Allah’ın bir takdiri olduğu ve sabretmesi ge-

rektiğine inanır.(Bakara, 155)

 

Kur’an’ın insana bahşettiği bu şifa ve rahmet iklimini herhalde en dokunaklı şekilde an-

latanlardan biri Seyyid Kutup’tur. Yazımızı onun cümleleriyle tamamlayalım. Kur’an’a

dair duygularını o, şu şekilde dile getirmektedir: “Hamd olsun Allah’a, bana Kur’an’ın

gölgesinde bir müddet yaşamayı nasip etti. Orada hayatımda hiç tatmadığım nimetleri

tattım. Hayatı yücelten, onu kirlerden arındıran ve mübarek hale getiren bu nimetin lez-

zetini orada hissettim... Ben aciz bir kulum. İnsana yapılan bu ulvi ve yüce ikram, ne bü-

yük bir lütuftur. Hayatın bu kitap vasıtasıyla vardığı o yükseklik, ne büyük bir yükseklik-

tir. Kerem sahibi Allah’ın insanoğluna bahşettiği bu kıymetli makam ne büyük bir ma-

kamdır. Kur’an’ın gölgesinde, yeryüzünde dalgalanan İslam dışı hayat tarzını, dünya eh-

linin önem verdiği küçük ve değersiz şeyleri yükseklerden temaşa ederek yaşadım

 

Doç. Dr. İbrahim Hilmi Karslı

Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi

 


Bir Hadis

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Güzel söz sadakadır. ”


Buhârî, Edeb 34,

Tarih ve Saat
08 Eylül 2010 Çarsamba

Bursa

Namaz Vakitleri

Dini Sorular

Dini Bilgiler

Dini Kavramlar Sözlüğü

Kur'an Okumaya Giriş

Çocuk Köşesi

Kitap Arama Google

e-kitap

e-dergi

Hatm-ı Şerif

Kabeden Canlı  Kuran Dinle

Paylaşmak Güzeldir

Oruç İlmihali

Dinimizi Öğreniyoruz
Bu eser ile yeni nesillere temel dini değerlerimizi kazandırma ve duyarlılık oluşturma amaçlandırmaktadır

 Sevgili Arkadaşlar!
Tatil Arkadaşım' ın beşincisiyle güzel bir tatil geçireceğinizi umuyoruz.

 
Anasayfa | Resim Galerisi | Mudanya | İletişim | E-Müftülük v1.1.2